Pazar, Nisan 05, 2009

Yaşamdan Dakikalar

Bu hafta AÖF sınavlarım olmasından kelli klasik Cumartesi gecesi sabahlamalarım ve Pazar günü öğleden sonra uyanmalarım olamadı. Dün sabah 09:00'da Türk Siyasal Hayatı ve Sosyal Politika derslerinden girdim sınava. Sınava gireceğim okul evime 10 dk'lık mesafedeydi çok şükür. Ama öğleden sonra 14:30'da Kamu Maliyesi dersinden gireceğim sınav, ÇOMÜ'nün Terzioğlu Kampüsü'ndeydi, -ki benim evimle anya konya meselesi gibiydi bu durum. Tıklım Tıklım dolu olan otobüslerden ötürü geç kalma korkusu da yaşadım biraz. Neyse ki yetiştim ve bu sınavı da halledip çıktım salondan. Şehre dönüş için yine tıklım tıklım dolu olan otobüs eziyetini çekmek zorundaydım. Dolu geçen otobüsleri taşlayasım var artık, o derece :D

Bu sabah da yine 09:00'da Türk Vergi Sistemi ve İdare Hukuku'ndan girdim sınava, okul yakındı yine evime. Sınav çıkışı fırına uğrayıp bir şeyler de aldım kahvaltılık. Uzun zamandır yapmadığım kahvaltı keyfini yaptım eve gelince. Atv'de Yaşamdan Dakikalar da yeni başlamak üzereydi şansıma. Her ne kadar Hıncal Uluç'tan nefret etsem de Sunay Akın için, Haşmet Babaoğlu ve Nebil Özgentürk için izlemeye çalışıyorum bu programı. Çok hoş sohbetler oluyor, çok güzel tanıtımlar yapılıyor. Özellikle kültür ve sanat adına tabii.. Bu haftaki programı Sebahattin Ali'nin 61. Ölüm Yıldönümü anısına açtılar. Birbirinden güzel Sebahattin Ali şiirlerini besteleyen Ali Kocatepe'nin piyano eşliğinde sunumuyla. Dikkatimi çekenlerden biri, bir zamanlar Sezen Aksu'nun da seslendirdiği Çocuklar Gibi şiiri oldu..



Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi

Bazı nur içinde, bazı sisteyim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi

Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi

Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi

Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi

Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi

Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi

Dağlar, melankoli de diğer dikkatimi çeken şiirleri ki yine bir zamanlar Nükhet Duru seslendirmiş bunları (: Haşmet Babaoğlu, Reha Erdem'in Hayat Var isimli sinema filminden bahsetti, övdü. Nebil Özgentürk de, Ali Özgentürk'ün Yengeç Oyunu isimli filminden bahsetti. Bu iki filmi izlemek istiyorum mutlaka. Hıncal Uluç da, Sürmanşet tiyatro oyunundan bahsetti, Erkan Can oynuyor. Ve maalesef tiyatro olsun, çeşitli sergiler olsun hep kıskandığım ve "Neden İstanbul'da değilim?" diye isyan ettiğim durumlardan biri. Bakalım, belki gelecekte sıkça gidip gelecek ya da orada yaşayabilecek bir imkan buluruz kendimize, şimdilik heveslenmekle yetinelim.

Şimdilik yetsin bu kadar, birazdan son sınavıma girmek için yollara düşücem. Eve döndüğümde ise sınavların bitmesini beklediğim film keyfimi yapıcam nihayet.

Sağlıcakla..

0 yorum:

Bu gadget'ta bir hata oluştu

  © Blogger templates Brooklyn by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP