Pazar, Ekim 31, 2010

Bir kalemin intihar mektubu

İnsalar saf olamayacak kadar, kendilerine karşı bile dürüst olamayacak kadar zeki.
İstediğini değil istemek istediğini yapacak kadar gaflette.
Saf duygularını birbirlerine, sevdiklerine bile, kendilerine bile anlatamayacak kadar kapalı, sadece bana anlatacak kadar aciz.
Sıra bende.
Benden öncekilerin hikayelerini biliyorum. Öncekilerin hikayelerini de benim hikayemi yazan kişi yazdı.
Her biri ayrı bir olay, her biri ayrı bir ders.
Büyütülmeyecek kadar basit, küçümsenemeyecek kadar derin.
Acı çekmekten kaçan insanlar acının kucağına düşer mutluluk uğruna.
Belki mutluluğun peşinden koşarlar, belki acıdan zevk alırlar.
Ben de bilemiyorum artık hangisi.
Çoğu kişinini imreneceği kadar olgun, bazılarının da şaşıracağı kadar toysundur.
Zevke bağlarsın hayatını, acı karşısında bilemezsin ne yapacağını, bırakıp gidersin.
Ciddiyete bağlarsın hayatını, zevke gelince şaşırırsın, acı karşısında bocalarsın, doğru olanı yapamazsın.
Asıl kişiye anlatamazsın hislerini, anlamaya çalışırsın, anlatmaya çalışırsın, ama ne anlatman gerektiğini bilemezsin.
Doğru olanı bilemezsin, hissedersin ama hislerin de toydur.
Dürüstsündür ama yanlışsındır.
Tam düzeltecekken kafana bir kaya düşer, tam düzeldi derken kaya olursun asıl hislerin yüzünden kaya olur düşersin.
Sörf etmelisin büyük dalgalar arasında, beceremezsin.
Acizsin İnsan.
Dalgalar boğmasa da seni, dalgaları göremeyen insan çeker seni suyun, acının içine.
Çekmesine izin verirsin çünkü seversin insan..
Kayayı delecek kadar zekisindir, ama suda boğulacak kadar salaksındır.
Hayat budur insan..
Yerin yarım kilometre altını gözünü kapatmadan delen bir insan, yerin bir metre üstünde bir arabanın altında canını veriyorsa, sen herşeyi anladığını sanarken herşeyden uzaklaştığını göremeyecek kadar acizsin insan..
Sevmişsindir çünkü insan.
Sevmişsindir bilemeyecek kadar sorunu.
Değer vermişsindir umursamayacak kadar sonunu..
Ağlamışsındır anlamadığın zamanlar...
Ölmüşsündür kendini anlatmadığın zamanlar..
Anlatabildiğin kadarsın insan bilmiyorsun...
Bilgini anlatabilirsin çok kolay, ama hislerini asla..Çok zor insan, bilemezsin..
Elini tuttuğunda ateş basar bütün bedenini..
Sen uyurken Oğuzun evinde, öpücüğüyle uyanırsın, o an bilirsin ne kadar şanslısın..
Sadece bilirsin insan, anlatamazsın..
Sonra da anlatamadığın için pişman olursun...
"Sonra" insan.. "Sonra" en kötü düşmanındır senin bilmiyorsun..
Öncesi bitmiştir.. Şimdiyi yaşıyorsundur..
Sonra'yı görebiliyorsan şanslısındır.
Sonrası sevgi dolu diyebiliyorsan şanslısındır insan..
Acizsin insan.
Çıkmaz bir sokakta, arkadan mahallenin bütün serseri acıları üstüne geliyorken,sen arkanı dönüp ağladığın için acizsin insan..
İşe yaramıyor, anlatmaya çalıştıkca, anlatamadığını gördükçe, bataklıkta çırpınırken daha da battıkça, elini uzattığın insan üzerindeki çamurdan kaçtıkca başaramazsın insan..
Dudaklarınının ateşini yüreğinde hissettiğinde, dudaklarını kalbine hapsetmeyi beceremediğin için acizsin insan..
Üzülme..Yaşıyorsun ve öğreniyorsun..
Yaşayıp öğrendiklerini sananlarla savaşıyorsun.
Sen bir savaş gemisi değilsin insan -bkz: Travis - Battleship-.
Boşver be insan..
Ben boşvermişim zaten kırılacağım diye.
En nihayetinde bir kalemim..
En nihayetinde bunları yazan bir erkek..
En nihayetinde kaybetsem de kazanan -kazandığını sanan- insanlar olacak.
Ben bir kalemim, bir sevdanın simgesiyim, mutlulukta ve sağlıkta yaşarım.
Hastalıkta ve kederde yaşatılmalıyım..
Bunu bil insan..
Mutlu olmadığın zaman mutlu etmek için çalışmazsan, ben yine her ayrılıkta ölürüm insan..
Bu sefer önce davranıyorum ve intihar ediyorum.
Bu sefer acıyı, önünü göremediğin denize bırak insan.
Kurtulmaya çalış ama kurtulamayacağını bil.
Deniz bitmez.
O denizde kimle yüzmek istediğin bil ki sonra boğulduğun için üzülme..

Kalem..

...

 Hatırlıyor musun: 'Her ayrılıkta bir kalemim intihar etmiştir benim'. Sıra bunda dostum..

Pazar, Ekim 24, 2010

"Artık öğrendim ki; kimi sevdiğin önemliymiş. Uzun yolu göze alamayana kelebek olunmazmış. Nefesi yetmeyenle dipte hazine aranmazmış. Aşkın ibadetini bilmeyene bayram bağışlanmazmış.."

Öyle bir geçer (mi) zaman ki?

Geçmiyor bu lanet olası ve baştan sona cenabet şehirde. Askerliğim bitip evime dönerken daha otobüse binerken haritadan sileceğim Çorum'u. Geldim geleli başıma gelebilecek her türlü şanssızlığı, aksiliği yaşadım. Askerlik adına her şey kötü gitti, gidiyor. Her ne kadar kısmen düzelse de, az da olsa rahat etsem de Kütahya'yı özlüyorum arıyorum. Çorum'un ilçesi Sungurlu'da Kapalı Cezaevi J. Karakolu'nda nizamiye çavuşuyum. Kötünün iyisi yani...Öyle ya da böyle bitecek bu çile!

Şükürler olsun ki son bir kaç aydır hayatımdaki tek olumlu güzellik olan, benim için köprüden önce son çıkış gibi tam anlamıyla kurtuluşum ve huzurum olan, sevgisinden ve samimiyetinden asla şüphe edemeyeceğim, çok iyi tanıdığım ve bildiğim, mutlu olacağımıza sonuna kadar inandığım biri var hayatımda. Allah nazarlardan saklasın, o olmasaydı çok daha zor olurdu buralar. Askerliğin düşmesini bekliyoruz artık ailecek (:

"Hayat böyle" işte...Bir bildiği var kaderin (:

formspring.me

Ne sen sor ne ben söyleyeyim dersem çok yersiz olur dimi? Sor bakalım hadi.. http://formspring.me/theDardy

Bu gadget'ta bir hata oluştu

  © Blogger templates Brooklyn by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP