Pazar, Aralık 20, 2009

+35 Ülke kodu ile gelen çağrılar!

Meğer epey meşhur bir şeymiş bu ama ben yeni karşılaşım bu sabah. Şimdi efendim, sabahn erken saatlerinde +359896110319 numarasından bir çağrı geldi Vodafone hattıma. İlk önce numaranın +35 kısmına hiç dikkat etmedim, direkt sondaki 0319'dan acaba kimin diye hatırlamaya çalışıp tahmin yürütüyorum ama sonradan farkettim ki yabancı bir ülkeden geliyor çağrı. Yakın zamanda ForzaBeşiktaş Forum'da vardı böyle bir konu, o aklıma geldi de Google'da bir arama yapayım bakayım nerenin kodudur bu +35 dedim ve bir sürü bilgi çıktı karşıma.

Çıkan bilgilerden birinde gayet güzel açıklanmış mevzu, aynen alıntılıyorum;

Son aylarda sıkça +35 ile başlayan +359897773087  +359889787902 gibi telefonlardan özellikle cep telefonlarına sık sık çağrı gelmeye başladı. +35 Bulgaristan 'dan gelen aramalardır. Bizim ülkemizdeki gibi bazı uyanıklar oradan çağrı bırakıp aramanızı istiyorlarki kontür kazansınlar. Bu yüzden cep telefonunuza +35 ile başlayan bir çağrı bırakılmışsa sakın ha bir arayayım, bakayım ne istiyorlar kimmiş gibisinden boşuna aramayın paranız, kontörünüz gitmesin...
 Evet, durum aynen buymuş ve bu durumla karşılaşan çok fazla insan varmış. İlginç tabi, Bulgar kızları ülkemiz erkeklerinin abazalığından yararlanmak istiyorlar sanırım (: Neyse işte, merakımıza yenik düşüp aramayalım aman...

Perşembe, Aralık 17, 2009

İstiklal Caddesi Kadar



 Şebnem Ferah'ın dün çıkan Benim Adım Orman albümünde en sevdiğim, dünden bu yana dinlediğim parçası. Gerçekten müthiş ve etkileyici. Bildiğimiz, alışık olduğumuz Şebo tadı yani...

Alnımdan akan ter
Sana hiç değmedi
Gözümden damlayan yaş
Denizi bulmadi.

Bir sokak gördüm rüyalarımda gecelerce
Hiç sana çıkmadı.
Sadece yarım saat tutuştuk elele
O saat durmadı.

Düşünüyorum,
Ne kadar sevmiş olabilirim?
Düşünüyorum,
Sen ben gece ve bir yol.
Başka birşey
Yok elimde hafizamda.
Düşünüyorum,
Ne kadar yer etmiş olabilir ?

İstiklal caddesi kadar.
İstiklal caddesi kadar.

Anları birer birer
Topladım sakladım.
Tarihin ortasında
Gelecek aradım.

Hücreme girdin,dokundun hucrelerime
Buluttum,damladım
Cümleler kactı dagıldı dört bir tarafa,
Sadece noktayım.

Düşünüyorum,
Ne kadar sevmiş olabilirim?
Düşünüyorum,
Sen,ben,gece ve bir yol
Başka birşey
Yok elimde hafızamda
Düşünüyorum,
Ne kadar yer etmiş olabilir ?

İstiklal caddesi kadar
İstiklal caddesi kadar

Çarşamba, Aralık 16, 2009

Yağmur..




  • Soğuk bir hava var dışarıda, bildiğin soğuk. İçine işliyor insanın ama güzel, şikayetim yok. Sarıyorum atkımı boynuma, benden keyiflisi yok.
  • Evdeki tüm kitaplarımı yengem aldı götürdü. Bab-ı Esrar'ı da bitirdim kaldım kitapsız. Daha önce okumayacağım dediğim, Joanne Greenberg'in Sana Gül Bahçesi Vadetmedim'i var sadece ama niyetlendim, bir sayfa okuyup bıraktım. Okumayacağım bu kitabı inatla, belki ileride...Çok ileride, bir gün!
  • Dün gece dışarıdaydım. Bir yağmur yağdı ki, felaket. Şemsiye kullanma özürlüyüm ya, öyle bir ıslandım ki...İliklerime kadar neredeyse, çok uzun zamandır bu denli ıslanmamıştım. Kot pantolon ıslanınca ağır oluyormuş, düşüyor durmadan sinir oldum. Madem bu kadar ıslandık, daha fazla ıslansakta olur diyerekten kordonda bir bank'a oturduk. Alışkanlık ya, sicim gibi yağan yağmurun altında bank ıslak mı? diye kontrol de ettik ya, iyi güldürdü bizi.
  • Pazar gecesi bir rüya gördüm, hala etkisindeyim. Bir mezarlıktayım ve bir mezarın başına gelip duruyorum. Dua okuyacağım ama dua'nın yarısına gelince dilim dolanıyor, bir türlü tamamlayamıyorum dua'yı. Sonra sanki biri kolumdan tutup götürürmüşcesine, uçarak başka bir mezarın başına geliyorum. Babaannem'in mezarı...Bu kez dilim dolanmadan okuyabiliyorum dua'yı. Sonra yine uçarak o ilk mezarına başına gidiyorum, yine dilim dolanmadan okuyabiliyorum dua'yı. Çevremdekilerin yorumu; Babaannem dua istiyor oldu. Pazar günü bir ziyaret edeceğim mezarlığı...
  • Günün alıntısı olsun bu da, çok sevdim; "Bir babanın çocuklarına vereceği en güzel hediye annelerini sevmektir..."

Cumartesi, Aralık 12, 2009

Redd



Dün gece bu arkadaşları dinledik Mask Bar'da. Daha öncesinde pek takip etmişliğim olmasa da üç beş şarkısını severek dinlerdim. Redd'i ilk dinleyişim ve tanıyışım, Beşiktaşlı kimliklerinden ötürü olmuştu. "Kim bunlar?" diyerek dinlemiştim ve işte üç beş şarkılarını beğenmiştim.

Mekan küçüktü, ilgi fazlaydı. Dolayısıyla bir kalabalık söz konusuydu, bu da içerideki ortamın canlı olmasını sağladı. Vizeler sonrası öğrencilerin eğlenmeye aç oldukları malumdu ve Redd bu açlığı gayet güzel bastırdı. Çanakkale'ye ilk gelişleriydi bu arada. Güzel bir sahne performansları var ki ben severim böyle grupları.

En sevdiğim şarkılarından Nefes Bile Almadan;

Kelebek kadar ömrümüz var
Sevmek lazım, hemen başlayalım
Kaybedecek daha neyimiz var
Aşk için ne gerekiyorsa hepsi bende var
Nefes bile almadan seviyorum seni
Sarmaşıklar gibi sardın kalbimi
Değiştirdin kanımı koydun zehrini
Örümcek gibi ördün zihnimi
Düşündükçe daha çok isterim seni
Nefes bile almadan seviyorum seni
İçimde dolaşan alkol gibi
Sana gitgide sarhoş oluyorum
Ruhumu kaybetmiş gibi
Sadece senin için yaşıyorum
Nefes bile almadan seviyorum seni

Perşembe, Aralık 10, 2009

Böyle olunca böyle işte..


  • Yağmur yağıyor. Sabah işe gelirken fena ıslandım ama güzeldi, özlemişim. Kulağımda da Fe abimiz vardı; "Yağmuru sapladın içime. Tam kurumuş ölüyorken..."
  • Garip garip rüyalar görüyorum son zamanlar. Misal, ailemle birlikte İstanbuldaymışız ve geri dönmek için planlar yapıyoruz. Diyorum ki işte şu şu saatte var otobüs, hangisine binelim falan derken gece 01:00 otobüsü'ne alıyorum biletleri bizzat, Çanakkale'ye dönücez. Fakat, ben otobüsü kaçırıyorum, başka bir otobüse binmişim ve Çanakkale'nin tersi bir istikamet'e gidiyor, kaptan'a dur diyorum durmuyor. Çıldırmak üzereyken uyanıyorum, uyanmasam nereye gidecektim acep?
  • Çanakkale demişken; beni boğmaya başladı yine bu küçük şehir. Boğaz ve kayalıklar da rahatlatmıyor artık. Bir uzaklaşmak mı lazım acaba? 
  • Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar'ını okuyorum, bitti bitecek. Garip bir kitap, bazen saçma geliyor bazen de düşündürüyor. Şems-i Tebrizi cinayetini konu alıyor. Mevlana'yı, vaaz vermekten, namaz kılmaktan vazgeçirip şiir'e başlamaına sebep olan biri, Şems-i Tebrizi.Neyse, canımı sıkan mevzu var kitapla ilgili bilmiyorum bu konudaki sıkıntımızı dile getirebileceğimiz bir yer var mıdır? Çok fazla yazım hatası var kitapta, öyle böyle değil. Hata olacaktır elbet fakat bu kadar çok ve cümlenin anlamını baştan sona değiştiren hatalar mevcut, heves kırıcı bir durum şüphesiz ki.
  • Dün bir belgesel için röportaj teklifi aldım bu arada, kabul ettim hemen. 18 Mart Üniversitesi Sinema-TV'den bir öğrenci, belgesel ödevi için konu olarak "Uzaktan Aşk"ı seçmiş. Yani, Beşiktaş'a gönül vermiş birinin bu aşk'ı Beşiktaş'tan uzakta yaşamasını irdeleyecek. Seninle de konuşmak isterim bu konuda dedi, seve seve dedim. Beşiktaş'ın bir fanatizm değil, realizm olduğu, hayat biçimi olduğu konusu üzerine söyleyecek çok sözüm var elbette. Aslolan hayattır; Hayat da Beşiktaş! 
  • Dün bir amca ile tanıştım, kendisi İzmirli eski bir gazinocu ve ses sanatçısı. Öyle ki, Mahsun Kırmızıgül'ü, Mine Koşan'ı, Hakkı Bulut'u falan piyasaya ilk çıkartan isimmiş. Bir kaç fotoğraf gösterdi eskilerden, Mahsun'un çocukluk halleri. Ailesinden izinle İzmir'e getirmiş bir ses yarışmasına falan filan. Amcamız şu an kanser hastası. Yetiştirdiği isimler için diyor ki; "Şimdi onlar yüklendiler iyice, kazandılar paraları. Ben bir çay parasına muhtaç iken..."
  • Neden iyi olmak batıyor insanlara da yadırgıyorlar bu durumu?
  • Cuma akşamı, yani yarın akşam Redd'in programı var Mask Bar'da. Gideceğiz nasipse...
  • Cem Adrian'ın biletleri de cebimizde, 22 Aralık'ta.
  • Ellerim sessiz, soğuk ve suskun. Öyle dururken...

Çarşamba, Aralık 09, 2009

Özlem..



Sevgi, özleminin 'kaynağı' değil, 
özlem, sevginin ölçüsüdür.
Sevdiğini bilmen, 
özleyebilmendir.
Ancak özlediğini bildiğin, sevebildiğindir,
sevdiğindir.
Özlem, sevgi değil; 
sevgi, özlemdir.

ve

Özlem, dilektir;
- Lütfen bu gece üşümesin.
- Lütfen bu gece acılanmasın.
- Lütfen bu gece rahat uyusun.

Oruç Aruoba'nın Uzak isimli kitabının Özlem Çekene Kılavuz bölümünden..

Bu gadget'ta bir hata oluştu

  © Blogger templates Brooklyn by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP